nedendir bilinmez, şimdiye kadar bisürü evde oturdum, hiçbirinde içinde fantastik banyo sefaları yapabileceğim bir küvet olmamıştır. Yeni evimde ilk kez böyle bir aparatı karşımda görünce de içine serilip emaye kulaklarından öpesim geldi. Ben şimdi bunu doldurur, içine köpüğü yığar, bir yandan müziği de çeker, çatır çatır yıkanırım diye tasarladığım planı hemen uygulamaya koydum. Af buyurun müzik zevkim genelde yüksek volüm üzerine kuruludur. Müzik setini kapılar bacalar banyo vs açık çınlatmıyım diye de (eve yeni taşınmış olmanın getirdiği o ürkek embesillik de söz konusu) ben iyisi mi bu müziği kulaklıktan alayım diye düşündüm. 2003’deki “O” albümünü pek sevdiğim Damien Rice amcanın da pek dinlemediğim son albümünü dinlerim, o da aradan çıkar, hem neden dinlemeyeyim ki diye de düşünüp, küvette yatar vaziyette, kulağa ilişik mp3 player vasıtası ile tüketmeye başladım. Küvet ıslak, şarkılar uyuzdu, pek hoşuma gitmedi, Damien Rice bu abümünde pek bi arabesk, pek bi sevdiceğin içine düşer, pek bi ana kuzususümüklü aşık modundaydı. E tabi sıkıldım. Köpükle möpükle ehe ehe diye oynamaya başladım. Tam ayağımla havaya doğru ortaladığım bir köpük öbeğine kafa atmak üzere hamle yapmıştım ki mp3 player’ın küvetin dibinde turladığını, Damien abinin boğuk ve giderek boğulan uyuz sesi dolayısıyla fark ettim. Küvetten fırlayıp, senin neyine abicim küvet faslı nidalarıyla mp3 player’ı saç kurutma vesilesi ile kuruttum. İlk ve tek küvet faslım böylece sona ermişti. Çin’de, son derece ileri bir teknoloji ile üretildiğini düşündüğüm muazzam mp3 player’ım tam tahmin ettiğim gibi kurutma sonrasında yeniden bülbül gibi şakımaya başladı!!! Fakat bu defa şöyle bir problem vardı: damien abinin şarkıları player’ın içinde görünmüyorlar, hatta format atıldığında da gitmiyorlardı. Ama çalıyorlardı. Hem de bi albüm dolusu!! Dolayısıyla da Damien Rice’ın uyuz şarkıları ile, slow müzikten hiç hazzetmeyen bir insan olarak başbaşa kalmıştım. En ummadık anda, oynak şarkı listemin ardında Damien Rice’ın o uyuz sesi ve uyuz şarkıları ile beni beklediğini biliyorum. Çıpıçık çıpıçık vıjır vıjır biçimindeki şarkı bittiğinde Damien Rice’ın oooy oooy beybiii biçiminde karşıma çıkacağını biliyor ve çıpıçık çıpıçık’la keyifle salınan başımın boynum üzerine keyifsiz bir vaziyette eğilmesine mani olamıyorum. İki elim dolu vaziyette, spor salonunda halter vb aparatlar altında inler ve kulağımdaki vruuum vrruuum şarkılarımdan güç alırken, bir anda savunmasız biçimde yakalandığım Damien Rice’ın ay lav yu pokunu yiyim parçası ile tüm gücümü yitiriyor ve halterin kafama düşmesi tehlikesiyle karşı karşıya kalıyorum. Damien Rice!! Sana gıcık oluyorum!!!

Gokhan Toka
Digital Marketing Professional at Gokhan Toka
Digital marketing professional, data analytics junkie, snowboarding addict, in love with mountains, crazy about horror cinema and particularly 80s horror, die hard traveler, freelancer, dad

...and #beer
Gokhan Toka on FacebookGokhan Toka on InstagramGokhan Toka on LinkedinGokhan Toka on TwitterGokhan Toka on Youtube