Drama

The Children Of Men (Son Umut) – Alfonso Cuaron 2006 (9/10)

Bir kere öncelikle bu filmin gerçek türünün bilim kurgu olmadığını belirtmekte fayda var. Bilim kurgu alt okumaları olan ve felsefi bir derinlik çevresinde geliştirilerek teslim edilen bir türdür. Bu film, yokoluş ya da başka bir deyişle Apokaliptik gözlem biçimini sunuyor. Dünyanın ve medeniyetin sonunu ele alan yapımlar her ne kadar örneğin postacı (postman) gibi bazı örnekleri bilim kurgu kabul edilen romanlara dayansa da, mesajın çarpıcı dehşeti nedeniyle daha çok “GÖZLEM” faktörü üzerine kurulurlar.… Continue Reading

Brown Bunny – Vincent Gallo 2003 (10/10)

Broken Flowers’dan nefret etmediyseniz bile garanti ediyorum; bu şimdiye dek izlediğiniz en kötü film. 🙂 Gallo bu filmiyle 2003’de Cannes’da altın palmiyeye aday gösterilmişti. Ama bu filme ödül verebilmek için gerçekten de çok cesur olmak lazım. Nitekim Viennale’da bir ödül almış sadece ama ödülün açıklamasına bakalım: “For its bold exploration of yearning and grief and for its radical departure from dominant tendencies in current American filmmaking”.… Continue Reading

Black Snake Moan (Kara Yılan Inliyor) – Craig Brewer 2006 (8/10)

Gaspar Noe mi, Sam Peckinpah mı, yoksa Stanley Kubrick mi daha misojinisttir diye tartışaduralım, vizyonda öyle bir film var ki bu üçlüden birinin yorumunu taşısa bu tartışmayı sonsuza dek bitirirdi. Kara Yılan İnliyor (Black Snake Moan), afişine, reklamlarına, fragmanına, öyküsünün ana hatlarına baktığınızda “kadın düşmanlığı” etrafında buram buram yabancılık kokan bir filmmiş izlenimi veriyor.… Continue Reading

Cache (Saklı) – Michael Haneke 2006 (9/10)

Cache, Haneke filmografisi içinde en açık, en kolay hazmedilir bulduğum film. Farklı özellikteki seyirci kitleleri tarafından, içinde bir arada barındırdığı yüzeysel ve derinlemesine gerilim unsurları sayesinde rahatça izlenebilir. Cache, Lost Highway açılışına benzer bir açılışla başlıyor. Evli ve çocuklu bir çift kendilerine gönderilen kasetlerde evlerinin dışarıdan çekilmiş görüntüleri ile karşılaşıyorlar.… Continue Reading

Gerry – Gus Van Sant 2002 (7/10)


Gus Van Sant bir ara Nicole Kidman’lı “To Die For” ile aşırı derecede ilgimi celbetmişti ama daha sonraki çizgisini özellikli bulmadım. Gerry çok zor bir film. DVD’nin arka kapağında şöyle yazıyor: “Van Sant bu filminde usta Macar yönetmen Bela Tarr ve Rus yönetmenler Andrei Tarkovsy ve Aleksandr Sokurov gibi yavaş ve meditatif filmlere imza atmış isimlerden etkilenmiş”.… Continue Reading

Onibaba – Shindo Kaneto 1964 (10/10)

Kaneto’nun Onibaba filminden, Kwaidan‘ı yorumlarken söz etmiştim. Kwaidan ve Onibaba Japon korku sinemasının ilk birkaç örneği arasında gösterilebilir. Kwaidan’da olduğu gibi Onibaba’da da yine geleneksel bir Noh tiyatrosu öyküsü temel olarak kullanılmış. Ancak Kwaidan dört farklı öykünün işlendiği dört farklı kısa filmden oluşmaktaydı; Onibaba ise izleyicilere
tek ve konsantre bir öyküyü oldukça uzun sayılabilecek bir sürede sunuyor: 105 dakika.… Continue Reading